9 Eyl 2013
Küçük bir özür
26 May 2012
içimde bir neşe !
güneş portakal kızılında batmaya hazırlanırken ve kızım oyunla geçen bir günün akşamı yorgun düşmüş uyuyorken, işte ben internetin başındayım yeniden
çok sevgili dostlarım yokluğumdan endişelenmişler
beni merak etmişler
mailler göndermişler
hepsine çooook teşekkürler
herşey yolunda aslında ama yoğun geçiyor bu sıralar günlerimiz
akraba ziyaretleri
uzun yol seyehatleri
arkadaşlarla gönül dinlendirmeleri
çarşı pazar gezmeleri
ve tabii ki siparşler...
sanırım işleri biraz büyütüyorum
biliyor musunuz;hand made hevesi ile başlayan butik love macerası güzel ufuklarda tülleniyor :)
mutluyum bu durama ve heyecanlıyım biraz da
arşivlemeyi bekleyen pek çok fotoğraflarımızla ve ürün kataloğumuzla en kısa zamanda karşınızda olacağız
sevgiyle ve aşkla kalın şimdilik hoşçakalın :)
1 Mar 2012
Gün benim Günüm

14 Kas 2011
Teşekkürler Lacheen :)
21 Ağu 2011
Sezen'ciğim iyiki varsın
neden ki özler insan sevdiklerini, dostlarını arkadaşlarını...
Çok zamandan beri eski dostlar
Birbirini aramaz oldu
Aramıza hayat girdi
Yıllar bize yaramaz oldu
Ağlarım, ağlarım geceler boyunca
Anılar dalga dalga
Sahilime vurunca
Bir selâm gelince
Selâ verilince
Ağlarım Arkadaş şarkısını duyunca
Bir yanağı okşayan kader
Diğerine bin tokat vurdu
Bildiğim kadar değilmiş meğer
Dünya bize hep oyun kurdu
Ağlarım, ağlarım geceler boyunca
Anılar dalga dalga
Sahilime vurunca
Bir selâm gelince
Selâ verilince
Ağlarım Arkadaş şarkısını duyunca ...
özledim özledim ve özledim de söyleyemedim....
mutlu olmak için...
&
(bu arada eğer isterseniz sizler içinde yapabilirim bu şeker çantalardan 20 TL'ye mutlu olmak için sadece ;) )
26 Tem 2011
by love butik :)
çocukken hep duyduğum ve sürekli yinelenen bir cümleydin sen oysa
yapacak onca şey varken

(arkadaşlarım tarafından istenen anahtarlık boyutunda hazırladığım bu kalpçiklerden kişiye özel; harf, isim, çeşitli renk ve figürlerde çalışabilirim. Aşkınızı sunabileceğiniz herkese armağan olabilecek küçük ama zarif ve manalı bir hediye ;) sadece 3,5 tl ;)
15 Tem 2011
ben geldim yeniden
24 Ara 2010
Teşekkürler
bahardan kalma istanbul
prensesimin yanaklarına yanaklarına değiyor pencereden giren güneş
17 Ara 2010
Dualarınızı beklerim... !!!!!!!!!

11 Ara 2010
her yerde kar var....

6 Eyl 2010
EŞİ OLMALI İNSANIN
İnsanın eşi olmalı,
bakarken yüreğinin kabardığı,
gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı…
aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında,
yanında olduğunu görüp,
şükürler etmeli Yaradana.
Koklamalı saçlarını.
Uyuyan eşine şefkatle bakıp,
usulca dokunmalı yüzüne,
varlığını hissedebilmek için.
Parmakları titremeli,
incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü…
kramplar girmeli midesine,
onsuzluk aklına geldikçe!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
yağmur onun sesini.
Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.
Ayakları birbirine
dolaşmalı heyecandan,
eve dönerken eşi.
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Yüzüne baktığında,
konuşmadan anlamalı derdini,
tasasını,
öfkesini, sevincini, coşkusunu.
Başını göğsüne koyup,
huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
Şımarabilmeli yanında.
öfkelendiğinde de sevebilmeli
Kıskanılmalı zaman zaman da…
Bir eşi olmalı insanın!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı,
daha yollarken özlemeye başlamalı.
Seni şimdiden özledim!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.
Gözleri yollarda
kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı…
aşkla karşılamalı,
hasretle sarılmalı boynuna,
özlemle koklayıp,
öpmeli,
yıllarca uzak kalmışcasına!
Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,
bir başka özel,
bir başka soluklanmalı her anında.
Verdiği,aldığı hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp,
kahrolmalı,
daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.
Mutluluk saçmalı etrafına.
Bir eşi olmalı insanın,
cennetten köşe almışcasına sevdiği,
sakındığı,
bakmaya kıyamadığı…
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı
çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı ...
1 Eyl 2010
KİLOLAR :) ve (:KAVALA KURABİYESİ
sessiz bir gece
ve
ardından
bu manzara
koridorda duran biricik arkadaşım
en hassasından caanım basküle
karanlıkta
yanlışlıkla takılınca
yaşasın çığlıkları attığımı hatırlıyorum :)
nedenini anlamışsınızdır herhalde
insan hayatına giren yenilikleri kolay kabullenemiyor bazen
uzun bir süre arap kızı gibi camdan seyretmekle kalıyor sadece
kilolarım ve ben hala alışamadık birbirimize
doğumdan bu yana yaklaşık dört buçuk ay geçmesine rağmen
hala
ve
bence
6 kilo fazlam var
umarım
bu fazlalıklardan
(Sizlerinde bana yardımcı olacak diyet önerileriniz olursa çoook sevinirim)
amannnn
kim demiş kilolar sorun diye
şu güzelim kavala kurabiyelerine bir bakın hele
duygusal bir insan olduğumu beni tanıyanlar sıklıkla vurgularlar :)
canım annaneciğimi çok özledim artık yaklaşık 9 ay oldu görüşmeyeli
geçen gece de rüyamda görünce
artık kalktım
ve
eskiden bize kalmaya geldiğinde annanem
beraberce yaptığımız
yaparkende gülüp oynadığımız kavala kurabiyelerinden yaptım
Anne tarafım yunanistan kavala göçmeni olunca bu tür kültürel
lezzetler oldukça yaygın
sülalemizde
ve
özellikle bu kurabiye
geçmişten beri süregelen harika bir tat bence
canım eşim tarafından da çooook beğenilen hatta gündüz susama
pahasına
sahurda, çayın yanında yenilen
kavala kurabiyelerimin tarifi ise şöyle;
200gr eritilmiş tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ (annanem ağız tadı olarak alışkın olduğu
zeytin yağını kullanırdı)
1 bardak pudra şekeri (ve yine annanem 1bardak toz şekeri bir tülbentin içinde havanla döverdi)
1 su bardağı kavrulmuş badem
aldığı kadar un
afiyet olsun şimdiden deniyenlere
bu arada arap kızına ne mi oldu !!!
çoktaaaaan ıslandı bile :) :) :)
.
.
.
31 Ağu 2010
ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ...
Bazen düşünüyorum da,
hayat: 'tekrardan süregelen göreceli bir kavram...'
Daha dün annemin kollarına koşarken en sevdiğim kırmızı elbiseyle
dore bir gelinliğin içinde
elim; ilk görüşte aşk fantezilerini yalancı çıkarmayacak kadar gerçek bir sevgiyle gözlerime bakan adamın ellerinde,
sevdiklerimi;
görmemelerin imkansız olduğu şu kocaman dünyada, hiç görmeden kendisine şiirler yazdığım istanbulum'a değişerek
bahar misali bir yolculuğa adım atarken ilk kez
bilemezdim heralde hiçbir şeyin ve hiç bir kimsenin engel olamadığı şirine misali uykumu
tatlı bir böcüğün işgal edeceğini...
güzellemeleri tekrarlatıyorken hayat
bazende acıların eşiğinden atlıyor insan
büyürken öğreniyor herşeyi...
kaybedince anlıyor kıymetlileri
bir daha hiç anne olamayacağımı zannetmiştim henüz hayata gelmemiş
dört aylık bebeğimi kaybettiğimi söylediğinde doktor...
çok ağlamıştım
ve hiç bitmeyecek sanmıştım gözyaşlarım...
....
yine ağlıyorum
günlerden perşembe
apar topar gittiğimiz hastanenin doğum odasındayım
annem, babam dışarda
eşimi içeri almıyorlar aynı anda bir başka doğum daha varmış yan odada...
Canım acıyor...
Canın hep böyle acısın diyor doktor :)
onu da çok seviyorum
çünkü
anne olmama vesile oluyor
baş aşağı görüyorum ilk kez seni
ne kadar manidar; hayata baş aşağı geliyoruz,
hayat başımızın altında...
inceden kalınlaşan bir senfoni
ağlak ağlak
ve
bir çift göz kara kara
bana bakıyor
...
güzel kız
bu sabah uyurken mışıl mışıl yanına sokuldum usulca
hala bebek kokuyorsun öyle pamukça...
Başıma gelen en güzel şeysin sen
ve ben sadece çok mutluyum :)
.
.
.


